2019 yılında Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları anlaşması, yedi yıl sonra ülkenin doğusundaki Temsilciler Meclisi tarafından onaylandı.

Ankara’nın Libya’da sürdürdüğü iki yönlü diplomasi bu önemli karara zemin hazırlerken, Yunanistan ve İsrail’in Doğu Akdeniz’deki planları da altüst oldu.

MİÇOTAKİS ANLAŞMAYI ELEŞTİRDİ

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Libya’nın doğu parlamento kanadının onayladığı Türkiye-Libya deniz yetki alanları anlaşmasını “aşikar bir şekilde yasa dışı, geçersiz ve hükmü olmayan” olarak tanımladı.

Miçotakis, ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dönem başkanlığını sona erdirirken yaptığı açıklamada, anlaşmanın coğrafi gerçekleri tamamen göz ardı ettiğini savundu.

“YUNAN ADALARI GÖRMEZDEN GELİNİYOR”

Yunan Başbakan, “Anlaşma, Yunan adalarının varlığını hiçe sayıyor. Türkiye ve Libya, sanki bu adalar yokmuş gibi hareket ediyor.” şeklinde konuştu.

Miçotakis, tarafların Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni (UNCLOS) ihlal ederek bir “oldu bitti” yaratmaya çalıştığını öne sürdü.

DİYALOG ÇAĞRISI YAPTI

Miçotakis açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Mutabakatı yasa dışıdır ve keyfidir. Türkiye ile Libya’nın karşı karşıya veya bitişik kıyıları yoktur. Türkiye ve Libya, Yunan adalarının varlığını yok sayarak aralarında bir deniz sınırı belirlemeye çalışmaktadırlar. Yunanistan ile Libya ise doğal komşulardır ve bu nedenle kendi deniz alanlarını sınırlandırma hakkına sahiptirler.”

Miçotakis ayrıca, Libya’yı kendileriyle ciddi bir diyaloga katılmaya davet ettiklerini belirtti.

YUNANİSTAN VE İSRAİL’İN PLANLARI SUYA DÜŞTÜ

Yunanistan, anlaşmanın onaylanmaması için Libya’ya uzun süredir yoğun bir diplomatik baskı uyguluyordu.

Ayrıca İsrail’in son zamanlarda Mısır üzerinden Libya’daki Hafter yönetimi üzerinde baskı kurduğu ve anlaşmanın onaylanmaması için lobi faaliyetleri yürüttüğü iddia ediliyordu.

Temsilciler Meclisi’nin aldığı karar, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından oluşturulan enerji eksenini ve uygulanan diplomatik ablukayı tamamen etkisiz hale getirmiş oldu.

DOĞU AKDENİZ’DE DENGELERİ DEĞİŞTİREN KARAR

Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası”, yedi yıl sonra ülkenin doğusunda bulunan Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi tarafından oybirliğiyle kabul edildi.

Bingazi’de gerçekleştirilen oturumda alınan bu tarihi karar ile birlikte 2020 yılında alınan Ankara ile siyasi ilişkilerin kesilmesi kararı da iptal edildi.

Yedi yıl önceki mutabakatla iki ülke arasındaki kıta sahanlığı ve MEB (Münhasır Ekonomik Bölge) sınırları 18.6 deniz millik hat üzerinden belirlenmişti ve bu anlaşma 30 Eylül 2020’de BM nezdinde tescil edilmişti.

Ayrıca iki ülke, 2022’de Libya’nın kara ve deniz sahalarında petrol ile doğalgaz arama faaliyetlerine yönelik işbirliğini öngören hidrokarbon anlaşmasını da imzalamıştı.

MEKİK DİPLOMASISI İZLENDİ

Bu önemli gelişmenin arkasında Türkiye’nin başkenti Trablus’taki meşru hükümetle olan stratejik ilişkilerini korurken aynı zamanda ülkenin doğusundaki aktörlerle de diyalog kanallarını başarıyla geliştirmesi yatıyor.

Doğu’daki yönetimin başındaki Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanı Halife Hafter ile hem yardımcısı hem de oğlu olan Saddam Hafter ile Ankara arasında yürütülen yapıcı diplomatik görüşmeler, yıllardır süren siyasi tıkanıklığın aşılmasında kritik bir rol oynadı.

Çift yönlü diplomasi sayesinde Türkiye ile Libya arasındaki deniz sınırı anlaşması her iki taraf için de hukuki geçerlilik kazanarak Ankara’nın “Mavi Vatan” stratejisinin varlığını pekiştirmiş oldu.

MİT BAŞKANI KALIN ORADAYDI

Meclis onayının ilk sinyali aslında ekim ayının ilk haftasında geldi.

6 Ekim’de gerçekleştirilen oylamada yaklaşık 12 yıldır Meclis Başkanlığı görevini yürütmekte olan Akile Salih’in yerine daha önce Türkiye-Libya Dostluk Komitesi Başkanlığı yapmış olan Salihin Abdünnebi seçildi.

Süreçte zamanlamanın da önemli bir rol oynadığı belirtildi. Dün parlamentoda onay tasarısının oylandığı esnada MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Trablus’ta bulunması ve üst düzey güvenlik yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirmesi sahadaki diplomatik çabaları gözler önüne serdi.